Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği (İSG) standartlarının oluşumu, sanayi devriminden çok daha eskilere, dayanışma ruhunun hakim olduğu lonca sistemine kadar uzanıyor. Modern yasaların temelini atan bu tarihsel süreç, işçi haklarının korunması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi adına atılmış dev adımlarla dolu. İşte Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de İSG'nin dönüm noktaları:
Cumhuriyet Öncesi Dönem: İlk Adımlar ve Nizamnameler
Osmanlı İmparatorluğu döneminde iş hayatı, "Orta Sandığı" ve "Teavün Sandığı" gibi yardımlaşma sandıklarıyla Lonca Sistemi üzerinden yürütülüyordu. Bu sistem, esnaf dayanışmasının ve çalışma koşullarının belirlenmesinin ilk örneğiydi.
Fincancılar Sözleşmesi (1766)
İSG tarihinin en önemli belgelerinden biri olan Fincancılar Sözleşmesi, 13 Temmuz 1766’da Kütahya’da imzalandı. Devlet hakemliğinde yapılan bu sözleşme, Türkiye tarihindeki ilk toplu sözleşme olma özelliğini taşır. Ücret seviyeleri ve satın alma gücü gibi kritik ekonomik dengeleri de gözetmiştir.
Dilaver Paşa ve Maadin Nizamnameleri
1800’lü yılların ikinci yarısı, işçi sağlığına dair yasal belgelerin somutlaştığı dönemdir:
-
Dilaver Paşa Nizamnamesi (1867): Padişah onayından geçmediği için tüzük niteliği kazanamasa da, 100 maddeden oluşan bu belge İSG ile ilgili ilk yasal metindir. Madenlerde hekim bulundurulması, çalışma süresinin 10 saatle sınırlandırılması ve işçi ücretlerinin öncelikli ödenmesi gibi devrim niteliğinde maddeler içermiştir.
-
Maadin Nizamnamesi (1869): Madenlerde zorla çalıştırmayı tamamen yasaklayan bu nizamname, iş kazalarına karşı işvereni sorumlu tutmuştur. İş kazası durumunda tazminat ödenmesi ve maden sahalarında eczane/hekim bulundurma zorunluluğu bu dönemde getirilmiştir.
Kurtuluş Savaşı ve Geçiş Dönemi (1919-1923)
Milli Mücadele yıllarında dahi işçi hakları göz ardı edilmedi. Özellikle kömür havzalarındaki işçiler için çıkarılan kanunlar dikkat çekicidir:
-
Amele Menafii Umumiyesine Dair Kanun (1921): Kömür tozlarının satışından elde edilen gelirin işçi ihtiyaçlarına ayrılmasını sağladı.
-
Ereğli Havza-i Fahmiye Kanunu (1921): Maden işçilerinin çalışma koşullarını hukuki bir zemine oturtarak iyileştirmeyi hedefledi.
Cumhuriyet Sonrası Dönem: Modern İş Hukukunun İnşası
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte sosyal devlet anlayışı İSG alanında da kendini gösterdi.
-
İzmir İktisat Kongresi (1923): Hasta işçilere 3 ay ücretli izin ve günlük 8 saat çalışma süresi gibi modern standartlar ilk kez bu kongrede gündeme geldi.
-
Hafta Tatili Yasası (1924): Nüfusu 10 binin üzerindeki yerlerde haftada bir gün tatil zorunlu kılındı.
-
Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (1930): Kadın ve çocuk işçiler için koruyucu hükümler getirildi. Ayrıca, 50 ve üzeri çalışanı olan iş yerlerinde iş yeri hekimi bulundurma zorunluluğu bu yasayla yürürlüğe girdi.
Türkiye’nin İSG serüveni, yüzyıllar içinde dayanışmadan yasal zorunluluğa evrilerek bugün işçi güvenliğinin en temel güvencesi haline gelmiştir.
Derleyen: Volkan ALTUNAY
Güncelleme Tarihi: 02 Şubat 2026, 11:40
