Büyük afetlerin hemen ardından hepimizin kulaklarında aynı uğultu yankılanır: "Sesimi duyan var mı?" Bu soru, sadece enkaz altındaki bir cana ulaşma çabası değildir; aslında bir afet ve acil durum yönetiminin ilk ve en kritik adımının, yani bilgi toplama safhasının yalın bir itirafıdır.
Geçtiğimiz günlerde önüme bir test sorusu çıktı. Soru, afet ve acil durum haberleşme sistemlerinin işleyiş sırasını soruyordu: I. Bilgi Toplama, II. İyileşme ve Yeniden Yapılandırma, III. Koordinasyon ve Müdahale, IV. Bilgi Dağıtımı. Doğru cevap çok netti: I-IV-III-II.
İlk bakışta kuru bir bürokratik sıralama gibi görünen bu dört madde, aslında afet anında kaos ile düzen, ölüm ile yaşam arasındaki o ince çizgiyi belirleyen altın bir rotadır. Gelin, bu sıralamanın neden şaşmaz bir mantığa dayandığını köşemizde masaya yatıralım.
Afet meydana geldiği an, atılacak ilk adım panikle sağa sola koşmak değil, durumun fotoğrafını çekmektir. Deprem nerede oldu? Yıkılan bina var mı? Yangın hangi bölgede? Bilgi toplama, sistemin gözü ve kulağıdır. Doğru bilgi olmadan atılan her adım, karanlıkta el yordamıyla yürümeye benzer.
Sahadan toplanan o ilk ham bilgiler, hızla ilgili merkezlere ve halka ulaştırılmalıdır. İşte bu yüzden ikinci adım bilgi dağıtımıdır. Hangi yolların açık olduğu, hangi hastanelerin hizmet verdiği veya hangi bölgelerin tahliye edilmesi gerektiği bilgisi doğru kanallardan yayılmazsa, dezenformasyon ve panik başlar. İletişim sistemlerinin kalbi tam da bu fazda atar.
Doğru bilgi, doğru kişilerin eline ulaştıktan sonra artık aksiyon zamanıdır. Koordinasyon ve müdahale aşamasında; arama kurtarma ekipleri, ambulanslar ve iş makineleri önceden belirlenen stratejiye göre sahaya sürülür. Bilgi dağıtımı doğru yapılmasaydı, on ambulans aynı enkaza giderken, başka bir mahalle kaderine terk edilebilirdi. Bu aşama, sistemin kas gücüdür.
Akut kriz atlatılıp, enkaz altındaki son cana da ulaşıldıktan sonra süreç bitmez. Son aşama olan iyileşme ve yeniden yapılandırma, yaraların sarıldığı, şehirlerin ve hayatların yeniden inşa edildiği uzun soluklu dönemdir. Haberleşme sistemleri bu evrede de kalıcı altyapıların kurulması ve gelecekteki afetlere hazırlık için veri sağlamaya devam eder.
