İnsan topluluklarının bir arada huzur içinde yaşaması, çatışan menfaatlerin adalet çerçevesinde dengelenmesiyle mümkündür. Tarih boyunca "insanın olduğu her yerde hukuk vardır" ilkesi geçerliliğini korumuş; emredici, yasaklayıcı ve yetki verici kurallar toplumsal hayatın görünmez kalkanı olmuştur. Ancak toplumsal barışın sürdürülebilmesi yalnızca kuralların varlığına değil, bireylerin bu kurallara olan inancına ve kurallara uymayanlara devlet eliyle uygulanacak maddi yaptırımlara dayanır.
Hukuk kuralları; ahlak, din, görgü ve örf-adet gibi manevi yaptırımları olan diğer toplumsal düzen kurallarından, arkasına devlet gücünü (kamu otoritesini) alması ve hapis, para cezası ya da tazminat gibi maddi müeyyideler barındırması ile ayrılır. Bu kurallar bütünü içinde Anayasa en üst normdur; yasalar, yönetmelikler ve genelgeler de bu hiyerarşiye uygun olarak şekillenir.
İş Sağlığı ve Güvenliğinde "Emredici Kurallar"Hukuk sistemindeki kuralların en önemlilerinden biri, tarafların kendi iradeleriyle asla değiştiremeyeceği veya yok sayamayacağı "Emredici Kurallar"dır. İş hayatında işçinin can güvenliğini ve sağlığını korumak adına getirilen mevzuat hükümleri tam olarak bu niteliktedir.
Örneğin, Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca; işveren çalışma ortamında iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesini yapmak veya yaptırmak zorundadır. Bu yükümlülük, yoruma veya inisiyatiflere açık olmayan emredici bir hukuk kuralıdır.
Göz Göre Göre Gelen Kazalar: Kast ve Taksir Ayrımıİş kazaları veya hukuki uyuşmazlıklar ortaya çıktığında, yargı süreçlerinde kişilerin sorumluluk düzeyleri "Kast" ve "Taksir" kavramlarına göre belirlenir:
Doğrudan Kast: Sonucun bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesidir.
Olası Kast: Neticenin gerçekleşebileceğinin öngörülmesine rağmen, "olursa olsun" mantığıyla sonucun göze alınmasıdır.
Basit Taksir (Bilinçsiz Taksir): Failin öngörülebilir bir neticeyi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek "öngöremeyerek" gerçekleştirmesidir. Örneğin, gerekli iş güvenliği önlemlerini almadan işçi çalıştıran bir işveren, meydana gelen iş kazasında yaralanmaya neden olursa basit taksirle insan yaralama suçundan yargılanır.
Bilinçli Taksir: Failin olumsuz neticeyi öngörmesine rağmen istememesi, ancak şansına ya da kişisel yeteneklerine güvenerek kuralları ihlal etmesidir.
İşverenleri Bekleyen Ağır Hukuki ve Cezai SorumluluklarMevzuata aykırı davranan, risk analizlerini aksatan veya iş güvenliği önlemlerini göz ardı eden işverenleri çok boyutlu yaptırımlar beklemektedir:
Hukuki Sorumluluk (Tazminatlar): İş kazası durumunda işveren; maddi ve manevi tazminatların yanı sıra, iş göremezlik tazminatları, geçici/sürekli iş göremezlik geliri ve destekten yoksun kalma tazminatı gibi çok ciddi ekonomik yükümlülüklerle karşı karşıya kalır. Ayrıca Sosyal Sigortalar Kurumu (SGK), yaptığı harcamaları rücuan tazminat davası ile işverenden talep edebilir.
Cezai Sorumluluk: Türk Ceza Kanunu (TCK), 6331 Sayılı İSG Kanunu ve 4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında kusurlu bulunan sorumlular hakkında adli para cezaları ile hapis cezaları uygulanabilmektedir.
Sonuç olarak; gerek toplumsal huzurun devamı gerekse iş yerlerindeki sürdürülebilirlik için temel hukuk prensiplerini özümsemek ve İSG mevzuatının emredici hükümlerine eksiksiz uymak hayati bir zorunluluktur.