• BIST 1.121
  • Altın 470,279
  • Dolar 7,7650
  • Euro 9,0520
  • İzmir 28 °C
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Balıkesir 29 °C
  • Bursa 28 °C
  • Gaziantep 29 °C
  • Trabzon 23 °C
  • Şanlıurfa 30 °C
  • Van 14 °C
  • Paris 14 °C

İş Sağlığı ve Güvenliği Çalışmalarında Beklentiler

Nabi İNCE

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÇALIŞMALARINDA BEKLENTİLER

         Tüm taraflar için ideal beklenti, İş kazasız, meslek hastalığının yaşanmadığı sağlıklı ve güvenli işyerlerinin kurumsal olarak çalışmalarını sürdürmesidir. Bu durumun gerçekleşmesine kimsenin itirazı olmaz. Her kesim bunu canı gönülden istemektedir.

         On yıldır profesyonel olarak bu işin içinde olan, 35 yıldır sanayinin içinde çalışan birisi olarak gözlemlerimi, bizzat yaşadığım ve şahit olduğum olaylardan hareketle durum değerlendirmesi yapmak istiyorum.

         Gerçekte hayatta iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları, genel olarak nasıl yürümektedir? Bu sorunun cevabını verirken nedenlerine de değineceğim.

         Konunun doğrudan ve dolaylı taraflarını sayarsak;

Devlet, işveren, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, ortak sağlık ve güvenlik birimleri olarak sıralayabiliriz.

         Devlet iş yerlerinin ve çalışanların sağlıklı ve güvenli bir ortama sahip olarak çalışmalarını sürdürmelerini, sıfır iş kazası ve sıfır meslek hastalığını yakalamak ya da hedefe yaklaşmayı amaçlamaktadır. Ayrıca iş kazalarının sebep olduğu çevre tahribatların önüne geçmeyi, kayıplı iş günlerine ödediği büyük meblağlara da dur demek istemektedir. Bunun için yasal düzenlemeler yapmakta elinden geldiğince de denetimlerle kontrol mekanizmasını çalıştırmaktadır.

         İşveren de kendi işletmesinde iş kazasız, kayıpsız çalışmaları istemektedir. Hele hele iş kazalarından çıkan yangın, patlama vb. olaylarla yıkıma gidecek olayları yaşamamak en büyük temennisidir.

         İş güvenliği uzmanları ve iş yeri hekimleri ise bu konuda görevlerini yaparken bir olumsuzluk sonucu, hapis ve tazminat cezalarını yaşamak istememektedirler.

         Ortak sağlık ve güvenlik birimleri de bünyesindeki uzman ve hekimlerin yaşayacağı olumsuz durumlarla personeli ile müştereken zarar görmemeyi ve şirket imajlarının kötüye çıkmamasını arzu etmektedirler.

         Tüm bunlar ideal beklentilerdir. Gönüllerinden geçenlerdir. Ama gerçeklere gelince;

İşverenlerin büyük bir kısmı bu faaliyetlerin kendilerine maliyet yüklediğini, bu alanda yapılacak bazı uygulamaların üretimlerini aksattığını açık açık dile getirmektedirler. Hatta bazıları gereksiz bir uygulama olduğunu beyan etmektedirler. Yasal zorlamaların sonunda da bu maliyetin en düşük seviyede tutulması için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

         Ortak sağlık ve güvenlik birimleri de serbest ticaret şartları içinde daha fazla şirketle sözleşme yaparak kazançlı bir ticari hayat sürdürmek için çalışmalarını sürdürmektedirler. Tüm OSGB’lerin de aynı yaklaşıma girmeleri sonucu işverenlerle kıyasıya pazarlıklar yapılmaktadır. İşverenleri istediği bu pazarlık ortamında kaliteye bakılmadan en ucuza hizmet pazarlama çalışmaları sınır tanımamaktadır. Bu durum, OSGB’leri de maliyet düşürme çalışmalarına yönelmektedirler. İlk akla gelen yeni, tecrübesiz ve düşük maaşla çalışacak uzman arayışına girmektir.

         İş güvenliği uzmanlığı eğitimi veren kurumlar ise yeni uzman adayları bulabilmek için, bu yeni iş alanının çok revaçta olduğunu, kadro açığının olduğu, hemen iş bulabileceklerini ve tatminkar maaş alabileceklerini anlatarak motivasyon yapmaktadırlar. Bu propagandaya açık olan yeni mezun ve iş bulmakta zorlanan tüm gençler iş güvenliği eğitimlerine katılmakta, eğitimin sonunda naylon stajlarlarını da tamamlayarak test sonucu uzmanlık sertifikasını alarak osgb’lerin kapılarına dayanmaktadırlar. Maliyet düşürmek zorunda kalan osgb’ler bu kadar çok müracaat karşısında düşük maaşlı uzmana kavuşmaktadırlar. “Acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir.” atasözüyle sahaya sürülmektedir. Bu durum da kaliteli çalışmaya darbe vurmaktadır. İşveren de ucuza zoraki mevzuatı yerine getirmiş olmaktadır.

         Bu konuda konuşulacak daha birçok konu bulunmaktadır. Yeri gelince konuşur yazarız. Maalesef yukarıda yazılan ideal amaç sadece temennide kalmaktadır.

 İyi örnekleri tenzih ederim. Ayrıca iyi çalışmalar yapan işletmeler devlet tarafından ödüllendirilerek teşvik edilmelidir. İyi ve kaliteli hizmet veren uzmanlar, işyeri hekimleri ve osgb’ler de ödüllendirilmelidir. Kamuoyuna da tanıtılarak onurlandırılmalıdırlar. Yanlış yapanlar da cezalandırılarak kötüye pirim verilmemelidir.             

         Bence yasal değişikliklerle yeni uzmanların belli bir süre tecrübeli bir uzmanın yanında stajiyer uzman olarak çalıştıktan sonra sorumlu olarak çalışması sağlanmalıdır.

         Devlet işyerlerindeki çalışma sürelerini, değiştirdiği eski sürelere çekmelidir. Süreler yeterli değildir.

         Uzmanların seviye yükseltmeleri için yapılan ve Danıştay tarafından iptal edilen yönetmelik değişikliğini gözden geçirmelidir. Yönetmelik değişikliği ile uzmanlıkta geçirilecek olan süreyi kaldırarak, sgk pirim ödeme gün sayısı esas alındı. Yani Yeni uzman C sınıfında iken hiç uzmanlık yapmasa dahi 3000 gün pirim ödemişse A sınıfı olmaya hak kazandı. Bu durum kaliteyi de düşürdü. İş kazalarının artışına katkı koydu. Bunun uzmana da faydası yok. Tecrübesiz uzman işin altında ezildi.

         Bakanlığın bunu gibi bazı durumları gözden geçirerek gerekli hamleleri yapacağını umuyorum.

         Herkesin Kurban Bayramını kutluyorum.

Bu yazı toplam 3128 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
yorum amacının dışında ticari reklam veya siyasi propaganda içerikli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 OSGB Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim