• BIST 1.121
  • Altın 470,362
  • Dolar 7,7650
  • Euro 9,0520
  • İzmir 28 °C
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Balıkesir 29 °C
  • Bursa 28 °C
  • Gaziantep 29 °C
  • Trabzon 23 °C
  • Şanlıurfa 30 °C
  • Van 14 °C
  • Paris 14 °C

AFRİKALI YERLİYE AYAKKABI GİYDİRMEK

Nabi İNCE

AFRİKALI YERLİYE AYAKKABI GİYDİRMEK

        Bu senaryo, konunun önemini vurgulamak ve akılda uzun süre kalıcılığını sağlamak amacıyla tarafımdan yazılmıştır. Konumuza gelince;

     Bir grup gönüllü, Afrika yerlileri ’ne yardımcı olmak amacıyla yola çıkmışlar, onlara sağlıklı yaşama yollarını, meslek edinme eğitimleri vb. alanlarda faaliyetler göstermeyi amaçlamışlardı. Planlanan faaliyet alanına ulaşan her gönüllü kendi uzmanlık alanlarında faaliyetlerine başlamışlardı.

      Yalınayak yaşayan yerli halka ayakkabı giyme alışkanlığını kazandırmak için bu konun uzmanı çalışmalarına başlamıştı. Yerliler var oldukları günden bu yana ayakkabı diye bir şeyden habersiz yaşamışlardı. Onlar için ayakkabı bir şey ifade etmemekteydi. Yalın ayak yaşamak doğal ve normal bir şeydi. Doğumdan ölümlerine kadar yalın ayak yaşamışlardı. Ayakları nasırlaşmıştı. Ayrıca ayaklar vücut ağırlığına ve basılan zemine göre şekil almaktaydı. Ayak derisinin nasırlaşması da ufak tefek batıcı, sivri, pürüzlü zeminlerin olumsuz etkilerinin hissedilmesini engellemekteydi. Bazen de ayaklara batan cisimlerden dolayı sıkıntılar çekilmekteydi. O zamanlarda da geleneksel yöntemlerle tedavi uygulanmaktaydı. Bu tedavilerin yararlı olamadığı durumlarda, sonuç kabullenilmekteydi. Ayrıca ayaklar dış ortamın kirli ve zararlı mikroorganizmaları ile devamlı temas halinde olduğundan sağlığa olumsuz durumlar da ortaya çıkmaktaydı. Tüm bunlar yerliler için yadırganacak bir durum değildi. Çünkü onların bildikleri ve yaşadıkları normal hayat tarzı buydu. Bundan şikâyetçi de değillerdi. Bu hayat akışı böyle gelmiş böyle gitmekteydi.

     Gönüllü ayakkabı giymenin yararlarını bıkmadan usanmadan yerli halka anlatmaktaydı. Ayakkabılı hayatın sağlıkları için ne kadar yararlı olacağını izah etme çabasındaydı. Ayakkabı ile günlük faaliyetlerinin daha rahat olacağı, daha verimli çalışmalar yapabileceklerini söylemekteydi.

         Bu çalışmalarda ilerleme kaydedemiyordu. Bu durum bazen gönüllünün umudunu sarsmakta, kimi zamanda moralini bozarak çalışma enerjisini düşürmekteydi. İnsanlar tüm anlatılanlara rağmen bildikleri düzende yaşantılarına devam etmekteydiler. ‘Buna ne gerek var, biz bu güne kadar ayakkabı giymedik. Yalın ayak yaşamanın bir zararını da görmedik, ihtiyaçta duymadık’ ifadeleri ile yeniliğe ve kendilerinin yararına olacak uygulamaya direnmekteydiler. Kendilerine dağıtılan ve giymeleri istenen ayakkabılar evlerin duvarlarına asılmışlardı. Bir türlü deneme safhasına bile gelinememekteydi. Çalışmada bir arpa boyu ilerleme kaydedilemediğinden, sabırlar tükenmekteydi. Bizim tabirimizle gönüllü “eski köye yeni adet” getirilememekteydi.

         Bir aşama sonrası bazıları denemeye ikna edilmişti. Ayakkabıyı giyenler zorlanmakta, yadırganmaktaydılar. Giymeyenler tarafından garip karşılanmakta, bu işten vazgeçmeleri hususunda telkinlere maruz kalmışlardı. Yaşamları boyu özgür ayaklar, ayakkabı kalıbına uyum göstermekte zorlanmaktaydı. Gönüllüye ‘ ayakkabı ayaklarımı sıkılıyor, acı veriyor, ayakkabısız daha rahatım’ gibi itirazlar gelmekteydi. Bu safhaya gelen çalışmanın boşa çıkmaması için gönüllü adeta yalvarmaktaydı. ‘Sabret alışacaksın, sonunda çok rahat edeceksin, daha sağlıklı bir hayatın olacak’ vb. telkinlerle, denemenin normal kullanıcı safhasına geçmesi için çabalamaktaydı. Değişimi kabullenip uygulayan bir kişi bile olsa çok büyük bir başarı olacaktı. O safhadan sonrasını getirmek ve insanları ikna etmek kolaylaşacaktı. Çünkü yerliler için kendilerinden bir örnek kişi olacaktı.

         Eee.. artık bu hikâyenin bir yere bağlanması gerekir. İş sağlığı ve güvenliği konularında yurdumuzda yukarıdaki hikâyedeki zorluğu aynen yaşamaktayız. Bilhassa kişisel koruyucu donanımların kullanılmasındaki direnç bire bir ayakkabı örneği gibidir.

         Bizler için yerlilerin ayakkabıya gösterdikleri direnç ne kadar mantıksız geliyorsa, işyerlerinde kişisel koruyucu donanımların kullanılmasına gösterilen dirençte aynıdır. İş sağlığı ve güvenliği kurallarına karşı direnç gösterme, ayak diretme ve de duyarsız kalma da aynı mantık çerçevesi içindedir.

         Medeni toplumların iş hayatlarında kendilerinin sağlık ve güvenliği için gösterdiği duyarlığa ulaşmak için gayret sarf etmeliyiz. Yoksa ayakkabı giymeyen yerlinin mantık seviyesinde kalmaya mahkûm oluruz

Bu yazı toplam 2092 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
yorum amacının dışında ticari reklam veya siyasi propaganda içerikli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 OSGB Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim